Güncel haberler

GÜN ORTASI HABERLER
45 yaşımda dul kaldım beni köyün ağası almak istedi

Kocam İsmail’i toprağa verdiğim gün kırk beş yaşındaydım. Yirmi üç yıllık evliliğimiz, bir sabah ahırın önünde geçirdiği kalp kriziyle birkaç dakika içinde sona ermişti. O gün sadece eşimi değil, sırtımı dayadığım insanı, çocuklarımın babasını ve birlikte yaşlanacağımı sandığım adamı da kaybettim.

İki çocuğumuz vardı. Kızım Sevda evlenip ilçeye taşınmıştı. Oğlum Murat ise askerden yeni dönmüş, köyde iş bulamadığı için İzmir’e gitmenin yollarını arıyordu.

İsmail öldükten sonra büyük taş evde tek başıma kalmaya başladım.

İlk haftalarda kapımdan insan eksik olmadı. Herkes yemek getiriyor, başsağlığı diliyor, “Bir şeye ihtiyacın olursa haber ver,” diyordu.

Ama kırkıncı gün geçtikten sonra kapı sessizleşti.

İşte asıl yalnızlık o zaman başladı.

Bir sabah bahçedeki tavuklara yem verirken siyah bir cip evimin önünde durdu. Arabadan köyün en zengin adamı olan Rüstem Ağa indi.

Rüstem altmışına yaklaşmıştı. Köyde tarlaların yarısı onundu. Traktörler, biçerdöverler, hayvan sürüleri, ilçede dükkânlar…

Karısı yıllar önce ölmüştü.

Köyde herkes ondan çekinirdi.

Avluya girip elindeki poşeti masaya bıraktı.

“Geçmiş olsun demeye geldim, Hatice.”

“Sağ ol.”

Çay koydum. Bir süre İsmail’den konuştuk.

Sonra Rüstem Ağa hiç beklemediğim bir şey söyledi.

“Sen böyle yalnız yaşayamazsın.”

Kaşlarımı çattım.

“Yaşıyorum işte.”

Başını salladı.

“Bugün yaşarsın. Yarın hastalanırsın. Evin işi var, tarlanın işi var. Köy yerinde dul kadın olmak kolay değildir.”

Sözleri hoşuma gitmemişti.

“Bunca yıldır kendi evimi çevirdim.”

Rüstem hafifçe gülümsedi.

“Yanlış anlama. Sana bir teklifim var.”

İçime kötü bir his çöktü.

“Benimle evlen.”

Elimdeki çay bardağını masaya bıraktım.

Şaka yaptığını düşündüm.

Ama yüzü ciddiydi.

“Rüstem Ağa, kocam daha yeni öldü.”

“Ben yarın düğün yapalım demiyorum. Düşün. Benim evim büyük. Sana kimse bir şey söyleyemez. Çocuklarına da yardım ederim.”

Teşekkür edip teklifini reddettim.

Fakat mesele orada kapanmadı.

Rüstem Ağa birkaç gün sonra bu kez kız kardeşiyle geldi. Ardından köyün yaşlı kadınları konuşmaya başladı.

“Hatice, önüne çıkan kısmeti tepme.”

“Bu yaştan sonra böyle adam bulamazsın.”

“Rüstem seni rahat ettirir.”

Bir süre sonra mesele öyle bir hâl aldı ki bakkala gittiğimde bile insanlar düğün tarihimi soruyordu.

Ben ise her seferinde aynı cevabı veriyordum.

“Evlenmeyeceğim.”

Rüstem Ağa sonunda bir akşam kapıma yalnız geldi.

Bu kez yüzü gülmüyordu.

“İnat ediyorsun.”

“Kararım bu.”

Avluya bakıp alçak sesle konuştu.

“İsmail’in bana borcu vardı.”

Kalbim hızlandı.

“Ne borcu?”

Cebinden katlanmış bir kâğıt çıkardı.

Üzerinde İsmail’in imzasına benzeyen Devamını okumak için diğer sayfaya geçiniz.. 

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.